Sevdiklerinizle beraber, mutlu, sağlıklı, renkli bir yıl geçirmenizi dilerim...
31 Aralık 2012 Pazartesi
27 Kasım 2012 Salı
Bir çalıntı fotoğraf makinesi bulma hikayesi... (Alıntıdır)
Yazının sahibi Ekim Menemencioglu izniyle aynen yayınlıyorum, teşekkürler.
Yakın arkadaslarım bilirler gecen sene bu zamanlarda hırsızlar evime girip Nikon D3 makinamı, cesitli lenslerimi ve flaşlarımı çalıp götürmüşlerdi. ilk iş olarak eve ekipler geldi parmak izi falan aradılar. fotografcı oldugumu ogrenince kendi makinaları ile ilgili sorular sordular. biraz sohbet muhabbet sonra malum yapacak birsey yok, gittiler...
ilk is karakola gidip ifade verdim. fotograf makinasının model ve seri numarasını, çalınan diger ekipmanları tutanağa kaydettirip bir nushasını kendim aldım. fotokopisini cektirip her kopyasını hayyamdaki dükkanlara dağıttım. aynı zamanda fotograf paylasım sitelerinin forumlarında da olayı duyurdum.
buraya kadar herşey normal seyrinde... ama biliyorsunuz ki işler normal seyrinde gittiği zaman makinalar bulunmuyor.
ben de alternatif bir yol denemeye karar verdim. O zaman yeni bir site olan www.stolencamerafinder.com a girdim calıntı raporu doldurdum. seri numaramı kaydettirdim hooooopp!!!! sonuç sıfır!!! :) fakat her hafta mutlaka siteye bir kere ugrayıp makinamı aratmayı adet haline getirdim. aratıyorum sıfır, aratıyorum sıfır. bu sekilde bir sene gecti.artık sonucları okumuyorum sayfanın "makinanıza uyan 0 eşleşme vardır" yazısını ezberlemişim. gunlerden birgun yine ben makinanın exifli bir dosyasını baygın baygın siteye upload ederken birde baktım alta baska birsey yazıyor. 1 fotograf bulunmuş. "nasıl yani ulan?! harbi mi?!" şaşkınlığını uzerimden attıktan sonra. fotografn kullanıldığı siteye gittim. ufak bir thumb fotograf. buyuk bir fotografın parcası. okadar kücük bir crop almışlarki "save for web and devices" yapmaya gerek gormemişler. exif dosyası olduğu gibi uzerinde kalmış. stolencamerafinder da bunu aynen enselemiş. butun siteyi tarayıp fotografın aslını buldum. bir röportajdan kare.
durumu delil dosyası ile savcılıga bildirdim. ama savcılık faili mechul suclar savcılıgı. yani faillerin bulunmasına pek alışkın değiller. zaten savcılıga bu sekilde yapılmış bir delil sunumu yok. deliller internet uzerinde. durumu tespit eden site ingilizce. zaten exif nedir. jpeg nedir falan derken benim dosya o şekilde savcılıkta 2 ay daha bekledi.
derken 3 sekilde şansım peşpeşe yaver gitti.
1. hayatımın aşkı biricik eşim İnci (aynen soyledigin gibi yazdım karıcım :)) savcılıga gitti. bu işi çok ciddi takip etti. insanları yonlendirdi. isleri hızlandırdı.
2. fotografı kullanan site sahibi şirket olaya cok iyi niyetli yaklaştı. hemen gerekli goruşmeleri yapıp fotografcıya ulaştı.
3. Fotograf makinamı satın alan arkadaş benim gibi hayatını fotograftan kazanan biri ve çalıntı makina aldığının farkında değil. hemen bizi telefonla aradı. ertesi gün makinamı bizzat taksime gelip teslim etti.
hem yaptığı işler, hem de hayatta duruşu ile tam profesyonel bir arkadaştı. bu da benim için ayrı bir şans.
umarım bu hikayedekileri uygulamaya hiç ihtiyacınız olmaz.:)
20 Kasım 2012 Salı
Nereden başlasam?
Nereden başlayacağımı bilemezken, birden aklıma bu "teknik" işlere nasıl bulaştığımı anlatmak geldi. "Küçktüm ufacıktım, oyun oynadım acıktım" tarzı bi'şey işte... Hatırladığım kadarıyla yaramaz bir çocuk değildim ama bir o kadar da meraklı olduğumu hatırlıyorum. O zaman şimdiki gibi teknoloji ne arar, evdeki teknolojik eşyaları say deseler şunlar derim:- Çalışma saatleri belli, dolayısıyla seyretme saatleri de sınırlı, lambalı siyah-beyaz Grundig TV
- Kanal ayar düğmesi ve ses düğmesi sabitlenmiş Philips radyo, ki tepesindeki lambanın tam olarak ısındığında aldığı yeşil ötesi renk hala gözümün önündedir. Sürekli Türk sanat müziği icra edilir tabii ki.
- Çaldığında açmaya korktuğum (aynı dönemi yaşayan çocukların ortak davranışıdır) telefon.
- Annemin mutfakta çalıştırdığı Minerva marka transistörlü portatif radyo. Çocukluğumun sabahları okul radyosu ile doludur.
- Oyuncaklarım arasından; pilli bir yere çaptığında geri dönme mekanizmalı Batman araba ve tepesinde pervane(!) olan tank-uzay aracı karışımı oyuncak. Bir türlü yüzdüremediğim TV büfesinde duran Trieste adlı plastik tekne maketi, gene büfenin üst dolabında bulunan tamamen mekanik yumurta, kolunu ileri bastırınca yumurta dönerek dört parçaya ayrılır ve içinden civciv görünürdü. Söylememe gerek var mı? Bunların bir kısmı tehlikeli kategorisinde, tamamı da çok değerli üst sınıfındaydı.
19 Kasım 2012 Pazartesi
16 Kasım 2012 Cuma
II. Başlangıç
Henüz takipçim olmaya başlamamış herkese merhaba,
Ben bile uzuuunca bir süredir bloguma girmezken başkalarından gelmelerini nasıl beklerim?
Evet, blogumu oluşturdum ama içeriğine karar veremediğim için bir kenarda bekleyerek kendini bana unutturdu. Sanırım ne içermesi gerektiğine karar verdim (sonunda), blogum beni yansıtmalı, aklımda ne varsa burada da o olmalı dedim.Yani karşınıza ortaya karışık (benim gibi) bir şeyler çıkacak, belli oldu. Bazen aklımdan geçenler olacak, bazen karşıma çıkanlar, bazen de alıntılar olacak. Hadi rast gele...
Ben bile uzuuunca bir süredir bloguma girmezken başkalarından gelmelerini nasıl beklerim?
Evet, blogumu oluşturdum ama içeriğine karar veremediğim için bir kenarda bekleyerek kendini bana unutturdu. Sanırım ne içermesi gerektiğine karar verdim (sonunda), blogum beni yansıtmalı, aklımda ne varsa burada da o olmalı dedim.Yani karşınıza ortaya karışık (benim gibi) bir şeyler çıkacak, belli oldu. Bazen aklımdan geçenler olacak, bazen karşıma çıkanlar, bazen de alıntılar olacak. Hadi rast gele...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)

.jpg)


.jpg)



