20 Kasım 2012 Salı

Nereden başlasam?

Nereden başlayacağımı bilemezken, birden aklıma bu "teknik" işlere nasıl bulaştığımı anlatmak geldi. "Küçktüm ufacıktım, oyun oynadım acıktım" tarzı bi'şey işte... Hatırladığım kadarıyla yaramaz bir çocuk değildim ama bir o kadar da meraklı olduğumu hatırlıyorum. O zaman şimdiki gibi teknoloji ne arar, evdeki teknolojik eşyaları say deseler şunlar derim:

  1. Çalışma saatleri belli, dolayısıyla seyretme saatleri de sınırlı, lambalı siyah-beyaz Grundig TV 
  2. Kanal ayar düğmesi ve ses düğmesi sabitlenmiş Philips radyo, ki tepesindeki lambanın tam olarak ısındığında aldığı yeşil ötesi renk hala gözümün önündedir. Sürekli Türk sanat müziği icra edilir tabii ki.
  3. Çaldığında açmaya korktuğum (aynı dönemi yaşayan çocukların ortak davranışıdır) telefon.
  4. Annemin mutfakta çalıştırdığı Minerva marka transistörlü portatif radyo. Çocukluğumun sabahları okul radyosu ile doludur.
  5. Oyuncaklarım arasından; pilli bir yere çaptığında geri dönme mekanizmalı  Batman araba ve tepesinde pervane(!) olan tank-uzay aracı karışımı oyuncak. Bir türlü yüzdüremediğim TV büfesinde duran Trieste adlı plastik tekne maketi, gene büfenin üst dolabında bulunan tamamen mekanik yumurta, kolunu ileri bastırınca yumurta dönerek dört parçaya ayrılır ve içinden civciv görünürdü. Söylememe gerek var mı? Bunların bir kısmı tehlikeli kategorisinde, tamamı da çok değerli üst sınıfındaydı.
Şimdi "Eeee, ne yapalım yani" dediğinizi duyar gibiyim. Kısa keseyim; yukarıda listesini verdiğim tüm cihazlar merakımın kurbanı olmuştur, boşuna vermedim yani listeyi. Hepsi hayatımın çeşitli dönemlerinde elimden geçmiş ve "teknik hayata" açılan kapıya basamak olmuştur. Onlara yapmak istediğim uygulamanın bu olduğuna ve sonradan gerçekten toplamayı düşündüğüme sizi Allah inandırsın. :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder